‘Başkanlık bir ABD-CIA projesidir’

AKP eski Milletvekili ve deneyimli politikacı Mehmet Dülger, başkanlık anayasasının ABD projesi olduğunu söyledi.


‘Başkanlık anayasası bir ABD-CIA projesidir’

DYP ve Büyük Türkiye Partisi’nin kurucularından AKP eski Antalya Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu eski Başkanı Mehmet Dülger, partide bulunduğu dönemde kafasındaki sorulara yanıt alamadığını, paketin bir ‘ABD projesi’ olduğunu söyledi.


Dülger, “Bazı halleri izahtan kaçındıklarını gördüm. Bir kere, Kızılcahamam toplantısında, ‘Burada madem aile içindeyiz, bana Büyük Ortadoğu Projesi nedir, bizim eşbaşkanı olmamız nedeniyle bize düşen görevler nelerdir, bizim Türkiye olarak böyle büyük bir projede yerimiz ne olacak’ diye sordum. Cevap olarak ‘öğle tatili geldi’ cevabını aldım. Hiçbir açıklama yok. Bu benim için çok büyük bir soru işaretidir” dedi.

‘ABD PROJESİDİR…’
 

BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz’a konuşan Dülger Anayasa değişiklik paketinin bir ABD projesi olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“CIA eski Türkiye şefinin 2006’da Beyaz Saray’a sunduğu bir Türkiye raporu var. Raporda, ‘Eğer ABD’nin çıkarı Türkiye’de bir federal devlet kurulmasıysa, mutlaka ve öncelikle yargıyı, orduyu, meclisi ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir. Tek adamı ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır’ deniyor. Sonuç olarak bu Anayasa değişiklik paketi, bir ABD projesidir.”

‘ŞEHİTLER NE OLACAK?’
 

Dülger “Şimdi zaten hesap verilmiyor, bu Anayasa paketi ile hesap verme işi tamamen ortadan kalkacak” dedikten sonra “Geçen günlerde Dışişleri Bakanımız ABD’nin Dışişleri Bakanı ile görüştü. Ben bilmek istiyorum, ne konuştular? Bu bizi son derece ilgilendiren bir konu, neden açıklanmıyor? Fırat Kalkanı nasıl ve neden bitti, orada verdiğimiz şehitler ne olacak? Ama bunun açıklaması yok” ifadelerini kullandı.

‘RIZA SARRAF AKP’NİN YUMUŞAK KARNI’
 

Rıza Sarraf davasının AKP’nin yumuşak karnı olduğunu söyleyen Dülger şu ifadeleri kullandı:

“Soruşturma daha da genişlemez çünkü bir yararı yok. Rıza Sarraf konuştu, bu Halkbank’ın genel müdür yardımcısı ABD’ye giderken tutuklanacağını bile bile gitti. Mayın eşekleri vardır, mayın döşeli araziye önden onları gönderirler. İşte bu adam gönderildi. Ama bana kalırsa devamı gelmeyecek, çünkü edinilen bilgiler ABD tarafından buraya karşı koz olarak kullanılacak.”

‘Başkanlık sistemi Türkiye'ye kurulan bir tuzaktır’

Eski İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, başkanlık referandumuyla ilgili açıklama yaptı. "Başkanlık sistemi Türkiye'ye kurulan bir tuzaktır" diyen Kocasakal, tuzağı kuranların Amerika ve Batı emperyalizminin olduğunu söyledi. Kocasakal, getirilmek istenen sistemin isim babasının da Fethullah Gülen olduğunu belirtti.
Ümit Kocasakal:  
‘Başkanlık sistemi 
Türkiye'ye kurulan bir tuzaktır’

"Başkanlık sistemi emperyalizmin Türkiye'ye kurduğu tuzaktır" dedi. Tuzağı kuranları söyledi.

Eski İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 11. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü törenine katıldı...

Usta oyuncu Altan Erkekli'nin sunuculuğunu yaptığı gecede, ödül alacak ismi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel açıkladı.

Ödülünü alan Ümit Kocasakal'ın gündeminde refarandum vardı. Kocasakal, başkanlık sistemi dayatmasının Amerika ve batı emperyalizmin tuzağı olduğunu söyledi

"Getirilmek istenen sistemde Cumhur yok sadece Reis var" dedi.

Kocasakal, sistemin isim babasının da Fethullah Gülen olduğunu vurguladı.

Ümit Kocasakal, refarandumda evet diyen isimlere dikkat çekti.

AKP Türkiye'nin başına nasıl bela edildi?

Merkez Parti Genel Başkanı Abdürrahim Karslı AKP'nin ABD ve İsrail desteğiyle kurulduğu iddiasını sürdürdü. Karslı Merdan Yanardağ'ın Beşinci Boyut programında AKP'nin kuruluşunun detaylarını anlattı. 

AKP Türkiye'nin başına 
kimler tarafından nasıl bela edildi?
Merkez Parti Genel Başkanı Abdürrahim Karslı AKP'nin ABD ve İsrail desteğiyle kurulduğu iddiasını sürdürdü. Karslı Merdan Yanardağ'ın Beşinci Boyut programında AKP'nin kuruluşunun detaylarını anlattı. 

Türkiye'de siyasete hakim olan havanın dış destek odaklı olduğunu öne süren Karslı "Siyasette başarılı olmak istiyorsanız emperyalizme kapıyı açacaksınız. Böyle bir hava var" dedi.

AKP'nin kurucularının yakın arkadaşları olduğunu belirten Karslı, "Merkez Parti'nin kuruluşu sırasında evimde yapılan toplantılarda Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç vardı. 

Abdurrahman Dilipak dedi ki, Merkez Parti başarılı olamaz. AKP'in projesi bitmedi. Bu prohe 90'lı yıllarda başladı. Küresel güçler ABD-İsrail ve İngiltere Türkiye'ye gidip gelmeye başladı. 

Biz siyasal İslamcılarla çalışmak istiyoruz dediler. Biz sizinle çalışmak istiyoruz, anlaşma yapalım. Nasıl bir anlaşma? Sizi iktidara taşıyalım, iktidarda sıkıntı yaratacak unsurları operasyon yapalım ve gerekli finansal destekleri getirelim. 

Erbakan Hoca bunları kabul etmiyor. Ama Erbakan Hoca'nın ekibi şimdi AKP'yi kuranlar bunu kabul ediyor" dedi.


HABERİN VİDEOSUNU İZLEYİN

“Emperyalist bir tuzak, böl parçala yut taktiği”

5’i bir yerde referandum…

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU
Muğla’dayız… “Anadolu’da referandum süreci nasıl gidiyor? sorusuna yanıt arıyoruz.

“Yüzde 70’in üzerine Hayır çıkacak burada” diyorlar. Muğla insanı misafirperver, olgun, anlayışlı yaklaşıyor kapısına gelenlere…

5 partinin il başkanı ile buluşuyorum. İlk kez bir araya geliyorlar. CHP’li Mürsel Alban, Saadet Partili İlhan Özler, Vatan Partisi’nden Günal Dal, Demokrat Parti’den İsmet Köse, Doğruyol Partisi’nden Cahit Karagöz.

Muğla’nın İl Başkanları… Bölgeyi karış karış geziyorlar…. “Kahvaltıyı, yemeği yollarda yiyoruz” diyor Mürsel Başkan. Aldığı kilolardan şikayetçi… CHP tüm örgüt ve gönüllüleri ile sahada… Hem umut veriyor, hem güven tazeliyor… Sandıkları soracak oluyorum;  
“O iş bizde, kimse endişe etmesin” diyor.

Referandum gündemi arasında Varlık Fonu’na dikkat çekiyor. Devlete/kamuya ait en değerli şirketlerin aktarıldığı milyarlarca dolarlık Varlık Fonu… Denetim dışı, gözlerden, dikkatlerden kaçırılan bir hazine… Her kuruşunda milletin hakkı olan…
***
DYP’li Cahit Karagöz “tuzak” diyor. Referandumda oylanacak yeni anayasanın maddeleri arasına ustaca gizlenmiş eyalet sistemini getirecek maddeyi vurguluyor. Sahada, seçmenle buluştuğunda “Bölünme anayasasına Hayır” sloganını kullanıyor.

Muğla’nın bir köyünde seçmen sormuş; “Anayasada fesih yazmıyor neden doğruları anlatmıyorsunuz” diye. Karagöz ilgili maddeyi açıp okumuş; Cumhurbaşkanı Meclis’i seçime götürebilir” diye yazıyor, fesih ile bu ifade aynı şey, kelime oyunlarına kanmayın diye ikna etmiş öfkeli seçmeni…

Ve gençler, il başkanları bu konuda hemfikir. Gençler de aldatılıyor, 25 yaşında hiç vekil gördünüz mü Meclis’te, 18 yaşında da olmayacak. Belki elitlerin çocukları olabilir ama halkın çocukları o  makama getirilmeyecek diyorlar.
 
“Ben maddeleri defalarca okudum, hiçbir şey anlaşılmıyor, özellikle böyle yazılmış” diye söze giriyor İsmet Köse. Demokrat Parti İl Başkanı… Mühendis, ancak getirilen değişiklikleri anlamak için hukukçu olmak gerekir diye ekliyor…

Sahada en çok karşılaştığı soru “Başkanlık bize ne getirir?” sorusuymuş… Köse’nin yanıtı “getirmek ne kelime, neler götürdüğünü size anlatayım” oluyormuş…
***
Sahada çalışan siyasetçiler neredeyse hep bir ağızdan “Allah hukukçularımızdan razı olsun” diye dua ediyorlar. Süheyl Batum’un, Ümit Kocasakal’ın, Metin Feyzioğlu’nun, Celal Ülgen’in, Hüseyin Özbek’in adı geçiyor…

***
Muğla’da Demokrat Parti ile Saadet Partisi il yönetimi aynı binada olmasına rağmen ilk kez benimle yaptıkları söyleşide bir araya gelmişler. Bu nedenle biraz mahcup; “ortak doğrularda, milletin çıkarları için birlikte olmaktan çekinmeyiz” diyorlar.
 
En sert eleştirilerden biri Saadet Partisi Muğla İl Başkanı İlhan Özler’den geliyor; “Siyonizme hizmet edenlerin anayasası, referandumu bu” diyor. Yüzde 10 barajını, neden kimsenin gündeme getirmediğini soruyor. Türkiye’nin hiçbir sorununu çözmeyecek anayasaya hayır diyeceklerini, hastalıklı anayasaya yeni bir hastalık şırınga edildiğini belirtiyor.
***
Sahadaki Hayırcıların bir ortak düşüncesi daha var… Bir “ekip” daha dua alıyor hem seçmenden hem Hayır için çalışanlardan…

Evet, Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ, Koray Aydın’dan söz ediyorum… “Bu isimler olmasaydı Bahçeli MHP seçmenini bu tuzağın içine çekecekti” diyorlar. “Onların hizmeti hepimizden fazla!” diye haklarını teslim ediyorlar.

5 farklı siyasi partinin İl Başkanları yine benzer bir tespitte bulunuyor; kahvehanelerden, sokaktan, çarşı pazarlardan süzülen bir kanaat bu: “Sağduyulu AKP seçmeni de Hayır diyecek” diyorlar…

Erdoğan’ın küresel bir tuzağın içine çekildiğini düşünenler var.
Vatan Partili Günal Dal da bu pencereden yaklaşıyor; “Emperyalist bir tuzak, böl parçala yut taktiği” diyor. Türk milleti en zor zamanlarda en doğru kararları verir, yine öyle olacak ve sandıktan Hayır çıkacak diye ekliyor…

Sahadan gelen sıcak haberler, anketlerle örtüşüyor. Türkiye genelinde Hayır önde ve seçmenin katılım oranı yüksek olacak.

Başbakan Binali Yıldırım anketlere bu nedenle yükleniyor. “Sandıkta boyunuzun ölçüsünü alacaksınız” diyor. Muğlalılar, ellerinde mezura AKP’yi bekliyor.

“Beni anlayacak şehit yakınlarıdır”

Kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan’ın PKK’nın Şırnak’ta jandarma karakoluna yaptığı saldırıda şehit olan ve cenaze törenindeki isyanı ile geniş yankı uyandıran Jandarma Yarbay Mehmet Alkan, ihraç edilmesi ve sonrasında başına gelenlerle ilgili açıklama yaptı... 

Yarbay Mehmet Alkan yaşadıklarını anlattı  

Yarbay Mehmet Alkan;”Ey Musa sen haklısın ama rızkımızı firavun veriyor’ diyenlerden olmayacağım” dedi...
 
İşte Yarbay Mehmet Alkan’ın kendi ağzından yaşadığı linç;

KAMUOYUNA DUYURU

Ben, 22 Ağustos 2015 tarihinde Beytüşşebap’ta şehit olan Yüzbaşı Ali Alkan’ın ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan…

“Beni tam olarak anlayacak şehit yakınlarıdır”

Bir soruyla başlamak istiyorum: Siz hiç kardeşinizi kaybettiniz mi? Ben en küçük erkek kardeşimi kaybettim bu duyguyu yaşamayanların beni anlaması çok zor, beni tam olarak anlayacak olanlar ancak şehit yakınlarıdır.

“Dilerim daha büyük acıları yaşarsınız da 

belki o zaman anlarsınız beni.”

Her şeyden önce bir ağabey olarak katıldığım cenaze törenindeki sonuna kadar arkasında olduğum haklı söylemime değinmek istiyorum. Tamamen durumsal olarak gelişen tepkim, alışılmadık olsa da, yönetenlerin açık çelişkisi hakkında milyonların gönlünde olanı dile getirmekten ibarettir. Beni anlamanız için o anı yaşamanız ve benim yerimde olmanız gerekir. Oradaki tepkime kurgu, tiyatro, şov diyenlere ancak şunu diyebiliyorum: “Dilerim daha büyük acıları yaşarsınız da belki o zaman anlarsınız beni.”

“Terörün sorumluları bunun siyasi bedelini ödemeliler”

Her dönem bir bahane bulunup cehenneme döndürülen bu güzel ülkede, dile kolay, 33 yıldır bitmeyen bir terör varsa bunun öncelikli sorumlusu gelmiş geçmiş hükümetlerdir, ülkeyi yönetenlerdir. Ülkeyi yönetenler bu süreçte giden canlardan, kaybolan hayatlardan, anaların, eşlerin, evlatların, bacıların, kardeşlerin gözyaşından sorumludurlar ve bunun en azından siyasi olarak bedelini ödemelidirler. Askerin görevi bellidir ancak siyasilerin beceriksizliğinin sonucunu canıyla kanıyla sonsuza kadar ödemek gibi bir yükümlülüğü yoktur. Unutulmasın ki o canlar her şeyden önce bu ülkenin vatandaşıdır, yaşamaya, mutlu olmaya onların da hakkı vardır, vatan için ölmek de vardır ama asıl olan yaşamaktır, yaşatmaktır.

Demek istediğimi daha iyi anlatmak için iki örnek vermek istiyorum;

“Terör örgütünü görmezden gelenler terörle mücadele ediyor diye alkışlandı”


– Çözüm sürecinde şehirlerin bombalarla doldurulduğu, askere operasyon yaptırılmadığı, barikatların kurulduğu, çukurların açıldığı şüphe götürmeyecek şekilde herkesin malumudur. Buna sebep olanlar, bunları seyredenler kimdir? Asker mi? Polis mi? Tabi ki hayır! Peki bu hatanın ya da yanlış icraatın bedelini kimler ödedi? Yüzlerce asker, polis, korucu. Peki bu hatayı yapanlara ne oldu? Taviz vermeden ve kararlı olarak terörle mücadele ettikleri için alkış aldılar!

“2002’de terör sıfırlanmışken bugünkü duruma sebep olan kimlerdir?”


– Tarafsız cumhurbaşkanı geçenlerde dedi ki; “Eğer bugün Mardin’e yılda 10 milyon turist gelmiyorsa bunun sebebi terör örgütüdür, teröristlerdir.” Bu cümle üzerinden gidelim; tamamen katılıyorum çok doğru bir söylem çünkü terör varsa güvenlik yoksa elbette Mardin gibi güzel bir şehre bırakın yabancıyı yerli turist bile gelmez. Sorulara devam edelim peki yıllardır devam eden bu sorunun çözülmemesinden kim sorumludur? Hatta şunu soralım 2002 yılında örgütün eylemleri neredeyse sıfırlanmışken terörün mevcut hale gelmesine sebep olanlar kimlerdir? Yönetim hatası varsa bedeli neden sadece güvenlik güçleri ödemektedir? Nereye kadar bedel ödenecektir?

“Düşüncemi söyledim ihraç edildim”

Geçen yıl Mayıs ayında Osmaniye Şehit Yakınları ve Gaziler Derneğindeki bir sohbet sırasında yukarıdaki benzer düşünceleri dile getirdikten sonra TSK’dan ihraç talebiyle hakkımda soruşturma başlatıldı ama bir karar verilmedi. Bu gelişmelerden sonra emeklilik planımı 2018 yılından, Albay rütbesine terfi edeceğim 30 Ağustos 2016 tarihine aldım ve bu kararımı ilgili yerlere bildirdim.

Ancak hakka, hukuka, vicdana, akla sığmayacak bir işlemle 01 Eylül 2016 tarihli 672 sayılı KHK ile memuriyetten ihraç edildim. Bir memura uyarı cezası vermek için bile soruşturma yapılması gerekirken, bu cezaya karşı bile Danıştay’a kadar yargı yolu açıkken sorgusuz sualsiz 48 bin kişinin ihraç edildiği listede bir satır olarak yer almamın sebebi konusunda hiçbir bilgim yoktur.

“Yandaş medya Telekom’u basan Yarbay olduğumu yazdı”

Tabi bu olaydan önce, planlı ve maksatlı olarak yapıldığını düşündüğüm, basınımızın sözde Müslüman ve yandaş kanadının 21 Temmuz 2016 tarihinde hakkımda tamamen gerçeğe aykırı “Telekom’u basan Yarbay bakın kim çıktı” şeklinde sözde Ankara’da telekomu basan ekibin başında olduğum, yakalandığım şeklinde maksatlı bir haber yaptığını da hatırlatmak isterim.

“Allah’ın lutfu dedikleri darbe ile FETÖ torbasına atıldım”

Terör kurşunu yiyenler gazilik unvanı için mahkemelerde hak ararken hiçbir yaralanma derecesine bakılmaksızın kanunla gazi ilan edilenler için Kaymakamlar görevden alınırken, tüm kurumlar seferberlik ilan ederken, onlara terör mağdurlarından daha çok haklar verilirken, birileri için Allah’ın bir lütfu olan darbe girişimi sonrasında, binlerce masum memur ve öğrenci gibi hakka, hukuka, vicdana sığmayacak bir şekilde fetö torbasına atılan şehit ağabeyi Mehmet Alkan’a yapılanlar bununla da sınırlı kalmamıştır. Hakkımda hiçbir idari ve adli soruşturma olmadığı halde karşılaştığım ve uygulanan yaptırımlar şunlarıdır.

– 30 Ağustos 2016 tarihinde “Albay” rütbesine yükselmem gerekmesine rağmen hakkım olan rütbe verilmemiştir.
– Sahip olduğum yeşil pasaport KHK ile iptal edilmiş, normal pasaport almak için yaptığım başvuru ise KHK ile ihraç edilmiş olmam gerekçesiyle reddedilmiştir.
– OYAK nezdindeki birikimim sırf KHK ile ihraç edilmiş olmam nedeniyle verilmemiş, icra yoluyla talep etmem üzerine de hukuka aykırı olarak tedbir konulmuştur,
– Bilirkişilik başvurum KHK ile ihraç edilmem gerekçe gösterilerek reddedilmiştir,
– Emeklilik için 28 Eylül 2016 tarihinde başvurmama rağmen sırf KHK ile ihraç edilmiş olmam nedeniyle bugüne kadar maaş bağlanmamış ve emekli ikramiyem verilmemiştir.
– Hukuk Fakültesi mezunu olmam nedeniyle başladığım avukatlık stajının 6’ncı ayının sonunda Adalet Komisyonu tarafından KHK ile ihraç edilmem gerekçe gösterilerek avukatlık stajı ve avukatlık yapamayacağım bildirilmiştir.
– Türk Ticaret Kanununa göre bir ticaret şirketi olan konut yapı kooperatif yöneticisi olamayacağım belirtildiğinden kooperatif yöneticiliğinden ayrılmak zorunda kaldım. KHK’ya göre apartman yöneticisi bile olunması mümkün değildir.
– Sahip olduğum askeri kimlik kartı geri alınmış ve er rütbesiyle terhis belgesi düzenlenmiştir.
– Silah taşıma ruhsatım iptal edilmiş ve beylik tabancam geri alınmıştır.
– Arkadaşlarım! dostlarım! tanıdıklarım ne olur ne olmaz diyerek beni aramaktan, ziyaret etmekten, benimle görünmekten imtina etmekte olup, toplum içinde bir nevi cüzamlı gibi yaşamaktayım. 22 yıllık çalışmamın, alın terimin sonucu ve anamın ak sütü gibi helal ve hakkım olan maaş, ikramiye ve OYAK emeklilik yardımı 8 aydır verilmediğinden eşimin memur maaşıyla yaşamımı idame etmeye çalışmaktayım. Sayılan işlemlere ait belgeler mevcuttur ve bazı bakanlara gönderilmiştir. Devlet kurumları olarak sistemli bir şekilde yapılan bu işlemlerin talimatla yapıldığını düşünüyorum.

“Allahtan korkmaz mısınız 

yoksa sizin Allahınız yok mudur?”

Oysa ben diyorum ki; varsa suçum gereğini yapın ama suçum olmadığı halde bana bunların yapılması hakka, hukuka, adalete vicdana sığmaz, yazıktır, günahtır. Allahtan korkmaz mısınız yoksa sizin Allahınız yok mudur?

Masumiyet karinesi, suç ve cezaların kanuniliği, adil yargılanma, mahkemeye erişim, etkili başvuru gibi uluslararası hukuk kuralları ihlal edilerek ben ve KHK ile ihraç edilen diğer masumlar bir nevi “medeni ölüme” terk edilmiştir. Bir devlet vatandaşına zulüm yapmaz yapamaz, en azılı suçlulara bile insani şartları sağlamak ve onların insan onurunu korumak zorundadır. Oysa bu konuda çok acı örnekler yaşanmaktadır.

Terör örgütü üyeliğinden yıllarca hapis yatanlar, yalancılar, soyguncular, hırsızlar milletvekilliği, belediye başkanlığı vb. görevler yaparken ben olmadığım bir şey sebebiyle toplumdan soyutlanmakta, mülkiyet gibi seyahat gibi çalışma gibi anayasal haklarım ihlal edilmektedir. En acısı da bu işlemlerin hedef örgütün, aynı hedefe paralel yollardan yürüyen siyasi şeriklerince ve fütursuzca yapılmasıdır.

“Ey Musa sen haklısın ancak rızkımızı firavun veriyor’ diyenlerden olmayacağım.”

Bu noktada diyorum ki; bana yapılan haksızlığa tahammül edemiyorum, bana yapılanı sindiremiyorum, eziyet ve zulüm had safhaya ulaşmıştır. Ama ben hiçbir zaman susmayacağım, çünkü haklıyım güçlüyüm ve kimseden korkmuyorum. Bu aşamadan sonra bana yapılacak tek şey susturmak için özgürlüğümü engellemektir, buyursunlar onu da yapsınlar ama düşüncelere, vicdana kelepçe vuramazlar. Nasıl olsa zalimlerle er ya da geç hesabımız görülür, dünya ahret iki elim onların yakasında olacaktır.

Bunları görüp de haksızlık karşısında susanlar her kimse dilsiz şeytandır. Yüzyıllar önce dendiği gibi “Ey Musa sen haklısın ancak rızkımızı firavun veriyor” diyenlerden olmayacağım.

Son olarak diyorum ki; Bu yazıyı kaleme almamın temel sebebi bana yapılan haksızlık ve hukuksuzlukların bilinmesidir. Şehit Yüzbaşı Ali Alkan’ın ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hakkında işlem yapanlar kendilerinin yüzde biri kadar fetöcü olduğumu ispat edin ben hiçbir talepte bulunmayacağım.

15 Nisan 2017
Mehmet Alkan”

‘HAYIR’cı köye yol yok!

Tokat’ın Artova ilçesine bağlı Bebekdere köyünde yürütülen yol ve PTT çalışmaları, köylülerin referandumda ‘HAYIR’ diyeceklerini söylemeleri üzerine durduruldu.


‘Hayır’ diyen köye yol yok!
Bebekdere köyünde yapılmayan yollar ve PTT hizmetleri, valiliğin “evet” çalışması kapsamında başlamıştı. Köylülerin başkanlık referandumunda ‘hayır” diyeceklerini belirten fotoğrafları direnişteyiz3.org sitesine göndermelerinden bir gün sonra çalışmaların tamamının durdurulduğu bildirildi.

Gazete Yolculuk’ta yer alan habere göre çalışmaların durdurulması ile ilgili konuşan köylüler; muhtarın kendilerine ”hayır” haberinden sonra çalışmaların durdurulduğunu söylediğini ifade ederek, ne olursa olsun ‘hayır diyeceklerini ve bu baskıların ”hayır” demelerini engelleyemeyeceğini belirttiler.

KÖPRÜYLE ‘TARAFSIZLIK’ AÇIKLAMASI YAPMIŞTI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı makamını tarafsız olması gerektiği eleştirilerine karşı, “Yavuz Sultan Köprüsü’nden ‘şu geçer, bu geçemez’ diyor muyuz? Bizde tarafsızlığın daniskası var” demişti.

Bebek katili de Başkanlığa ‘evet’ diyor!

AKP Ankara Milletvekili Akdoğan'ın, teröristbaşı Öcalan'ın Başkanlık Sistemi'ne ‘evet’ dediğini anlattığı görüntüler ortaya çıktı...

Bebek katili Öcalan, Başkanlığa ‘evet’ diyor!


Yandaş medyanın "PKK kanadı referandumda 'hayır' diyecek, PKK'lılarla aynı safta olmayın, Başkanlık sistemine 'evet' deyin" algı çalışması tüm hızıyla devam ederken, AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan'ın, Öcalan'ın Başkanlıkla ilgili görüşlerini anlattığı görüntüleri gündeme bomba gibi düştü...


Sözde "çözüm süreci"nin görüşmelerinin kilit ismi Yalçın Akdoğan, HDP'lilerin "Öcalan'ın Başkanlık Sistemi"ne karşı olduğu yönündeki iddialarına karşılık verirken, 28 Temmuz 2015'te şu ifadeleri kullanmıştı:

"Sürekli Öcalan adına yalan söylüyorlar, ‘Öcalan başkanlık sistemine karşı, Öcalan AK Parti’yle koalisyona karşı...’ Külliyen bunlar yalan. Öcalan’ın adını kullanarak sürekli toplumu kandırıyorlar. 

Öcalan ile görüştükleri dönemde koalisyon diye bir konu var mıydı ki Türkiye’de, Öcalan ‘onunla yapın şununla yapın’ desin. Bu yüzden büyük bir sorumsuzluk var. Öcalan bunları muhtemelen yakalasa sopayla kovalar diye düşünüyorum, ‘her şeyi mahvettiniz’ diye..”

AKP’ye yine hüsran!

AKP’nin başkanlık referandumunda “Evet” oyu istediği mitinglerdeki katılım hüsranı sürüyor...


AKP son gün mitinginde de hüsrana uğradı
Referandumun son gününde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’da düzenlediği mitinge de çok az sayıda yurttaş katıldı.

Yine ‘Peygamber’ benzetmesi yaptı

Erdoğan, “O hainler F-16’larla uçtular. Zannettiler ki Cumhurbaşkanı Tarabya’dadır. Bilmiyorlardı ki o mağaranın önünü örümcek ağları örer göremezsin ve göremediler.” dedi.

Tayyip Erdoğan 

yaşadıklarını
 Hz. Muhammed'in yaşadıklarına benzetti

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul Sarıyer'de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmasında 15 Temmuz gecesiyle ilgili olarak “O hainler F-16’larla uçtular. 


Zannettiler ki Cumhurbaşkanı Tarabya’dadır. Bilmiyorlardı ki o mağaranın önünü örümcek ağları örer göremezsin ve göremediler.” ifadelerini kullandı.


Dolgu projeli Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi

Marmaris'te 8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal tarafından yaptırılan ve yaz tatillerini geçirdiği Okluk Koyu'ndaki mütevazı Cumhurbaşkanlığı konutu yerine, 300 kişinin aynı anda konaklayabileceği nitelikte yaptırılan devlet konuk evi yükselmeye başlarken, sahile de süper ve mega yatlar için iki ayrı iskele yapılmasına karar verildiği ortaya çıktı.

Marmaris'e denize dolgu projeli

Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi yapılıyor

8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın yaz tatillerini geçirdiği Marmaris Okluk Koyu'ndaki 4 oda, 1 salondan oluşan 230 metrekarelik konut, bir süre önce yıkıldı. Yıkılan Cumhurbaşkanlığı konutunun yerine lüks ve görkemli devlet konukevi yapılması için 2017 yatırım programına ödenek konuldu.

İnşaat kısa sürede bitsin diye ormana yol açıldı

Doğan Haber Ajansı'ndan (DHA) Mustafa Sarıipek'in haberine göre Hazine tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne tahsis edilen, Okluk Koyu'ndaki Özal'ın kullandığı küçük kır evinin yerine, 400 çalışanı olan dev bir kompleks yapılması için, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, geçen 28 Şubat'ta, ENPO Mühendislik Çevre Danışmanlık Madencilik İnşaat ve Tarım Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne, "Marmaris Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi Dolgu ve İskele Projesi" inşaatına başlama izni verdi. 


İnşaatın kısa sürede bitmesi için normal nizamiye girişi dışında ayrıca orman içinden hazır beton kamyonlarının girmesi için yeni bir yol açıldı. Gece, gündüz çalışma yapılarak söz konusu alanın çevresi 4 metre yüksekliğindeki beton duvarlarla çevrildi. Duvarların üzerinin tel örgüler ile çevrilip, kameralar yerleştirileceği belirtildi.

Muğla Çevre Platformu tespit etti


İnşaat çalışmaları tüm hızıyla sürerken Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) bünyesinde oluşturulan 14 kişilik Okluk Çalışma Grubu, bölgede geri dönüşü olmayacak zararlara neden olacağı öne sürülen projeyle ilgili kapsamlı araştırma başlattı. MUÇEP üyeleri, yıkılan 230 metrekarelik konut yerine devlet konukevi olarak kullanılmak üzere 300 kişinin aynı anda konaklayabileceği çok sayıda villa ile çok amaçlı bir salon yapılacağını tespit ettiklerini belirtti.

Denize dolgu yapılıyor

Ormanlık alan içindeki çalışmalar devam ederken, sahile de büyük çaplı yatların yanaşabilmesi için deniz dolgu hazırlıklarına başlandı. MUÇEP üyeleri mevcut iskelenin yıkılarak yerine 2 yat yanaşma yeri ile birlikte, 2 iskele ve plaj yapılacağını bildirdi. 30 milyon lira harcanması planlanan proje 113 bin 443 metrekareyi kapsıyor. İskelelerden biri 170 metre uzunluk 18.5 metre genişliğe, diğeri ise 50 metre uzunluk, 10.5 metre genişliğinde olacak. Bu amaçla 10 bin 966 metrekarelik alana dolgu yapılacak.

"Bölge, Birinci Derece Doğal Sit Alanı"


Adının açıklanmasını istemeyen MUÇEP Okluk Çalışma Grubu üyelerinden biri, şunları söyledi:


"Konut Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Birinci Derece Doğal SİT Alanı sınırları içerisinde kalıyor. Üstelik dört mevsim ekolojik temelli yeni SİT alanı tasarısının henüz onaylanmamış olmasına rağmen, bu taslağa istinaden yapılan 1/25 binlik değerlendirmeyle yapılaşmaya gidilmiş. Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sitesinde yapılan duyuruya göre ise iki büyük ve küçük yat yanaşma yeri ile bir de 10 bin 966 metrekarelik kıyı dolgusu ile suni plaj yaratılacak. Bu konuda da çevre etki değerlendirme sürecinin halkın da katılımıyla yapılması gerekir. Çünkü doğa tahribatı konusunda vatandaş ile Cumhurbaşkanlığı aynı statüde görülüp çevresel etki değerlendirmesinin de aynı duyarlılıkta yapılması gerekir."

Ünlü finans şirketinden çarpıcı sonuç

MHP eski milletvekili Lütfü Türkkan sosyal medya hesabından ünlü finans şiketi Goldman Sachs’ın iki gün önce yaptığı referandum anketini paylaştı. 

Ünlü finans şirketinin yaptırdığı
referandum anketinden çarpıcı sonuç


Lütfü Türkkan’ın paylaştığı Goldman Sachs’ın anketine göre, Evet yüzde 44, Hayır ise yüzde 56 olarak görülüyor.


Goldman Sachs nedir?
Goldman Sachs çokuluslu bir ABD yatırım bankasıdır. Kurumsal müşterilere yatırım bankacılığı, finansal danışmanlık, finansal yönetim, vb. finansal servisler sunar. 1869 yılında kurulan şirketin merkezi Newyork’tadır.

Lütfü Türkkan’ın paylaştığı Goldman Sachs’ın çarşamba ve perşembe günü 46.000 denek üzerinde yaptırdığı anketin soncu sonucu şöyle:
Evet : %44
Hayır : %56

Cmylmz’dan mesaj: “Çok yaşasın cumhuriyet”


Cem Yılmaz’dan referandum mesajı
Ünlü komedyen sosyal medya hesabından Atatürk’ün fotoğrafını paylaşarak,
“Oy kullanmak,en asil vatandaşlık görevimizdir. Oyumuzu kullanalım. Çok yaşasın cumhuriyet” yazdı.


 
Sayfa Başına Dön