‘Tabi ki ‘Hayır’ diyeceğim!’

Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Koncuk, başkanlık referandumunda ‘Hayır’diyeceğini açıkladı.
 
Türkiye Kamu Sen’den referandum çıkışı!
Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, son günlerde çok tartışılan başkanlık sistemi ile ilgili görüşünü açıkladı. 

Parlamenter sistemin  güçlendirilerek devam ettirilmesini belirten Koncuk, referandumda ise ‘Hayır’ oyu vereceğini açıkladı. İşte Koncuk'un sosyal medya hesabından referandumla ilgili düşünceleri:

İşte AKP Türkiye’si

OECD Avrupa’da Sağlığa Bakış 2016 Raporu’nu yayınladı. 

AKP Türkiye’si Avrupa sağlık liginden düşüyor
Bir ülkenin sağlığa ne kadar önem verdiğinin en kritik göstergesi sağlık hizmetleri için yaptığı harcamadır. Bu değerlendirmede kişi başı yıllık sağlık harcaması ile toplam sağlık harcamasının milli gelirdeki oranı temel kriterler olarak kullanılır.

Yani sağlığa ne kadar kaynak ayırıyorsunuz ? Sözler önemli değildir ve icraatın göstergesi de ayırdığınız kaynağın büyüklüğüdür.

Yıllık kişi başı sağlık harcamasında sondan dördüncüyüz

Aşağıdaki grafik Avrupa’da ülkelerin 2015 yılında sağlık için yaptıkları kişi başı harcamayı, hükümet ve özel harcamaları ayrı ayrı renklendirerek anlatıyor. Çubukların koyu kısımları hükümet harcamalarını ifade ediyor.

Türkiye kişi başı sağlık harcaması bakımından sondan dördüncü. Her ferdin sağlığı için yılda 791 Dolar (satın alma gücü paritesi cinsinden) harcıyoruz. AB ortalaması tam 2781 Dolar. Bu bakımdan 2008 krizinin perişan ettiği Yunanistan’ın (1663 Dolar) bile çok gerisinde kaldığımız dikkate alınmalı. Üstelik kriz Türkiye’ye teğet geçmişti. Demek ki önemli olan kriz falan değil. Ülke yönetimlerinin tercihleri, halkın öncelikleri ve tabi ki sağlık piyasasındaki satın alma gücü belirleyici.



Grafik: Avrupa ülkelerinde yıllık kişi başı sağlık harcaması (2015, Dolar, satın alma gücü paritesi cinsinden)

Sağlık hizmetinin milli gelirdeki payı bakımından sondan ikinciyiz
Tek başına kişi başı sağlık harcaması pek bir şey ifade etmez. Milli geliriniz düşükse sağlık için ayırdığınız kaynak da mutlak olarak düşük olacaktır.

O nedenle sağlık harcamasının milli gelirdeki payı ülkenin sağlığa verdiği önceliğin daha iyi bir göstergesidir. Aşağıdaki grafik bu bakımdan Türkiye’nin Romanya’nın üzerinde Avrupa sonuncusu olduğunu gösteriyor. Milli gelirden sağlık hizmeti için %5.2 pay ayırıyoruz. Bizden daha kötü olanı Romanya: %5. Yine Yunanistan’a dikkat edelim: %8.2.

Bu sonuçlar açık biçimde AKP Türkiye’sinin Avrupa sağlık liginden düşmek üzere olduğunu anlatıyor. Önemli mi ? Bir anlamda evet. Çünkü ülkeleri kıyaslamak kendi durumumuzu anlamak için tanımlayıcıdır. AKP açısından ise kesinlikle önemli. Zira AB üyeliği peşinde koşan O.


Grafik: Avrupa ülkelerinde toplam sağlık harcamasının milli gelirdeki payı (2015, %)

soL

MEBı’den skandal bir “Atatürk” kararı daha

AKP hükümetinin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın son günlerdir çokça tartışılan müfredat değişikliğinde bir skandal daha ortaya çıktı.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan 
skandal bir “Atatürk” kararı daha

Oda TV’den Mert Taşçılar’ın haberine göre AKP hükümetinin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın son günlerdir çokça tartışılan müfredat değişikliğinde bir skandal daha ortaya çıktı.

Bakanlığın müfredattan matematik alanında eser vermiş Atatürk’ü, ilköğretim müfredatındaki ilkokul 4. sınıfta işlenen ölçüm konusundaki kısımdan da çıkardığı anlaşıldı.


Geçen hafta da Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ders kitaplarının hazırlanışı ve derslerin anlatılışı için hazırlanan müfredattan Kemalizmi çıkardığı ortaya çıkmıştı. “Atatürkçülük” kavramı sosyal bilimler derslerinin müfredatından tamamen çıkarılmış, Atatürk’ün işlenişinin kapsamı daraltılmıştı.

Bunlarla birlikte Atatürk’ün matematikten ilköğretim müfredatındaki ilkokul 4. sınıfta işlenen ölçüm konusundaki kısımdan da çıkarılması da bunlara eklenmiş oldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, “Atatürk bir siyasetçi olduğu kadar bir eğitimcidir. Modern dünyada kendine ait bir geometri kitabı olan tek liderdir” dedi. 


Akaydın, “Hükümet, bizzat matematik alanında eser vermiş Atatürk’ün ilköğretim müfredatında bulunduğu tek yeri, ilkokul 4.sınıfta ÖLÇÜm konusundaki kısımdan çıkarmış. Atatürk’ün mirası olan parlamenter rejimin tartışma konusu olduğu bir dönemde, Atatürk’ün adına matematik ve geometri müfredatında bile tahammül edemeyen bir zihniyetin varlığını esefle karşılıyorum” dedi.

ATATÜRK’ÜN MATEMATİĞE KATKISI


Atatürk’ün matematiğe katkısını ise CHP Genel Başkanı Özel Danışmanı Dr. Recep Cengiz anlattı. Cengiz, “Atatürk’ün Geometri kitabının varlığından öğrencilerin haberdar olmasını istemiyorlar. Atatürk’ü her alanda yok sayma amacındaki anlayış şimdi de 1. sınıftan 4. sınıfa kadar olan kısımda Atatürk’le ilgili tek kazanım olan eski müfredatın 4. sınıf ölçme alanından son müfredat taslağıyla kaldırılıyorlar. Yani Atatürk matematikten de çıkarılmış oluyor” ifadelerini kullandı. Cengiz açıklamasında şunları söyledi:

“Eskiden anlaşılması ve anlam bütünlüğü olmayan terimler yerine Türkçe matematik ve geometri terimlerini borçlu olduğumuz bir bilim adamının yok sayılması, hafızalardan silinmek istenmesi O’nun varlığına, bu alandaki çalışma ve çabalarına kısacası bilime, bilim insanına ihanettir.

Atatürk’ün sayesinde matematik bilimi yabancı dillerin etkisinden kurtarılmış, dili sadeleşmiş, anlaşılır bir hale geliş ve öğrencinin bu alanı öğrenmesinde kolaylık sağlanmıştır.

Tüm bunları yok sayan anlayış tam anlamıyla bir hastalıklı düşünce anlayışıdır.”

“Mesele Türkiye Cumhuriyeti meselesidir”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, eski milletvekili Kemal Anadol, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Meltem Dikmen ve Prof Dr. Süheyl Batum, İzmir Barosu'nun düzenlediği toplantıda, TBMM'de kabul edilen yeni anayasa değişikliğini anlattı.
Feyzioğlu:
 “Mesele Türkiye Cumhuriyeti meselesidir”

Feyzioğlu konuşmasında, Mesele Türkiye Cumhuriyeti meselesidir. Türkiye Cumhuriyeti meselesine, 79 milyon yurttaşımız sahip çıkacaktır. Bizim geleneğimizde, göreneğimizde, ecdadımızda vatanımızı parçalatmak yoktur. Devletin tapusunu bir kişiye vermeyi asla kabul etmeyecektir. Hiçbiri zaman etmemiştir. Devletin tapusu millete aittir dedi.

TBMM'de dün kabul edilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulan anayasa değişikliği, İzmir Barosu'nun, 'Anayasa değişikliğini tartışıyoruz' toplantısında konuşuldu. 

Toplantının açılış konuşmalarını İzmir Barosu Başkanı Avukat Aydın Özcan ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Metin Feyzioğlu yaptı. 

Hukukçu, siyasetçi Kemal Anadol, Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Korkut Kanadoğlu, Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Meltem Dikmen ve hukukçu, siyasetçi Prof.Dr. Süheyl Batum da yapılan değişiklikleri ve getireceği sonuçları anlattı.

Aramızdaki bu vampirler kim?..

Sağlık Bakanlığı’nın Euro kurunda yaptığı düzenlemenin 20 Şubat’tan itibaren ilaç fiyatlarına yüzde 11 zam getirecek olması, hasta ve eczaneleri ilaçsız bıraktı. Türk Eczacıları Birliği ve İstanbul Eczacı Odası, Sağlık Bakanlığı’na, “İlaçları piyasaya sürmeyerek hastalarımızı mağdur eden fırsatçıları ‘İlaç Takip Sistemi’ ile tespit edip bulun” çağrısını yaptı. Bakanlık ise tespit edilenlere cezai işlem uygulanacağını söyledi.

Bulun şu Vampirleri!


Hürriyet’ten Mesude Erşan’ın haberine göre; Sağlık Bakanlığı’nın ilaç fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan Euro kurunu 20 Şubat’tan geçerli olmak üzere 2.1166 TL’den 2.3421 TL’ye çıkarmasıyla başlayan ilaç krizi büyüyor. 

Kura bağlı olarak yaklaşık 13 bin kalem ilaçta yapılması planlanan fiyat artışının bir buçuk ay sonra başlayacağının duyurulmasıyla birlikte çeşitli ilaçlar piyasada bulunamaz hale geldi. 

Bu sorunun ana kaynağı özellikle üretici firmaların ilaçları elinde tutarak piyasaya vermemesi ve bazı ticari depoların aldığı ilaçların kaydını girmeyerek eczanelere göndermemesinden kaynaklandı. 

İlaç üreticilerinden depolara ilaç akışı büyük oranda kesilirken, aksayan ilaç tedariki, depolara gelindiğinde daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmiş durumda. İlaç zammı haberlerinden sonra özellikle son 1 haftada piyasaya sürümü yavaşlatılan ilaçların arasında; antibiyotikler, ağrı kesici ve analjezikler, öksürük şurupları, tansiyon ilaçları ve astım ilaçları bulunması durumu daha da kritik hale getiriyor.

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, piyasaya ilaç sürümünün durma noktasına geldiğini hastaların ilaçsız kaldığını ve mağduriyetin had safhada olduğunu söyledi. Çolak, ilaca zam haberlerinden sonra piyasaya sürümü yavaşlatılan ilaçların antibiyotikler ile tansiyon, astım ilaçları olduğunu belirterek, üretici firmaları ve ticari depoları suçladı. 

Çolak, “Şunu çok net belirtmeliyiz ki ne ilaç üreticilerinin, ne de özel depoların, kimsenin hastalarımızı ilaçsız bırakmaya hakkı yoktur. Bu fırsatçılıktır. Eczaneye ilaç tedariği zincirini kesintiye uğratanlar bilmelidir ki ilaçların yüzde 90’ı reçete ile ve sosyal güvenceli hastaya verilmektedir, bu ilaçları 20 Şubat’tan sonra hastaya verme gibi bir ihtimal yoktur. İlaç, talep elastikiyeti olan bir ürün değildir. Hasta ilacımı 20 Şubat’tan sonra alayım, demeyecektir” diye konuştu.

10 İSMİ BELİRLEDİK

Çolak, çözüm yolu olarak ise şunları aktardı:  
“Sağlık Bakanlığı 2005’ten beri ilaç fiyatlarını düşürüyor. İlk kez tüm kalemlerde yüzde 11’lik bir artış olacak. Çözüm olarak her sene başında yapılan kur belirleme uygulamasında, sabit Euro kuru fiyatlara açıklandıktan hemen sonra yansıtılmalıdır. 

İlaçları piyasaya sürmeyerek hastalarımızı mağdur eden ilaç tedarik zinciri içerisinde kimler varsa tespit edilmesi ve gerekenin ivedilikle yapılması hususunda Sağlık Bakanlığımızı ve ilgili kurumlarını göreve çağırıyoruz. Bakanlık ilaç takip sistemiyle ilaçların nerede olduğunu bulabilir. Biz durumu bildirdik.”

İstanbul Eczacı Odası (İEO) da eczacıların erişemediği çok sayıda ilaçtan aralarında antibiyotik, şurup, ağrı kesicilerin de olduğu 10’unun ismini Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanlığı’na bildirerek, İlaç Takip Sisteminde bu ilaçların hangi ilaç firması ya da ecza deposunda kaç adet bulunduğunun belirlenmesini talep etti.

HASTALAR MAĞDUR

DOLAR ve Euro’da değer artışı başladığından beri depolarda ilaç temininde sorun yaşadıklarını belirten eczacı Nihat Yaşar ise, “Döviz birden fırlamaya başlayınca ilaç firmaları yavaş yavaş mal vermeyi durdurdu. Şu anda ilacı ne ilaç firması ne de depo veriyor” dedi. İlaçları aldıkları depolara baskı yaparak birkaç ilaç almayı başardıklarını anlatan Yaşar, “Hem ilaç firmaları hem de depolar 20 Şubat’ı bekliyor. Şimdi depodan 100 kutu istiyorsak, 3-5’ini yolluyorlar. Nedenini sorduğumuzda ilaç firmalarının vermediğini söylüyorlar. Biz hastaya bulunmayan ilacın başka muadili veya benzeri varsa öneriyoruz. Ama bazı ilaçların muadili de yok. Hastalar mağdur oluyor” yorumun yaptı.

Yusuf Hallaçoğlu çok sert çıkıştı

MHP Kayseri Milletvekili anayasayı değiştirme teklifinin Meclis'ten geçmesinin ardından sert açıklamalarda bulundu.

‘Kendilerini hayvan yerine koyan
birini seçmek için gayret gösterenleri kutluyorum’

MHP Kayseri Milletvekili anayasayı değiştirme teklifinin Meclis'ten geçmesinin ardından sert açıklamalarda bulundu. Halaçoğlu “Kendilerini hayvan yerine koyan birini seçmek için bu kadar gayret gösteren milliyetçileri kutluyorum” dedi.

 

Türbanlı Jandarma dönemi

Ve İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma ile Sahil Güvenlik Komutanlıklarında türban yasağı kalktı. Yürürlüğe giren yeni yönetmelikle kadın personel, yüzünü kapatmayacak şekilde taktıkları türbanla görev yapabilecek.

Jandarma ile Sahil Güvenlik Komutanlıklarında türban yasağı kalktı


"Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliği" Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.


Ynei yönetmeliğe göre Jandarma ve Sahil Güvenlik’te kadın personel üniforma rengindeki desensiz türbanlarla görev yapabilecek.

Resmi olarak görev yapan kadın personel, hamileliğini belgelediği takdirde resmi kıyafet yerine sivil kıyafetle görev yapabilecek.

İçişleri Bakanı tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında her kademedeki personel, geçici görevlendirmeyle görevlendirilebilecek.

“Bu hatayı milletimiz kesinlikle düzeltecektir”

Kılıçdaroğlu: “Parlamento kendi tarihine ihanet etmiştir; bu hatayı milletimiz kesinlikle düzeltecektir”.

Kılıçdaroğlu:
Bu bir ihanettir

Anayasa değişikliği için Meclis’te yapılan görüşmeler ve ikinci tur oylamaların tamamlanmasının ardından CHP grubu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Kılıçdaroğlu,
Türkiye, bu rejim değişikliğini kaldıramaz dedi.  

Kılıçdaroğlu, bütün vekilleri ile birlikte sokak sokak gezerek anayasa değişikliği teklifinin yanlışlıklarını anlatacağını ifade ederken “TBMM'de yapılan bu hatayı milletimiz kesinlikle düzeltecektir” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, parlamentonun kendi tarihine ihanet ettiğini söyledi.

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Şimdi sabahın ilk saatlerinde hukukun üstünlüğünü savunan ve savunmak zorunda olan Anayasa Mahkemesi değerli yargıçlarına sesleniyorum. Anayasanın değiştirilmesini teklif edilen maddelere sizde sahip çıkmak zorundasınız. Bu sadece bizim görevimiz değil bu ülkede yaşayan her yurttaşın, yargıçların görevidir. Birbirlerinin denetleyerek oy kullandılar. Torba anayasa değişikliği gerçekleşmiştir. 54 maddelik değişiklik tek madde halinde geçti. Oysa Anayasa diyor ki her değişikliğin ayrı ayrı oylanması lazım.

Bugün 21 Ocak 2017. Demokrasi tarihimiz açısından önemli bir tarih. Bu tarih parlamentonun kendi yetkilerini devretme tarihidir. Bu tarihi bizim milli Kurtuluş Savaşı açısından da büyük önemi vardır. Bu tarih aynı zamanda bir parlamentonun kendi tarihine ihanet tarihidir.

"TBMM'DE YAPILAN BU HATAYI MİLLETİMİZ DÜZELTECEKTİR"

Saraydan alınıp millete verilen yetki bu değişiklikle tekrar milletten alınıp saraya veriliyor. Geldiğimiz nokta kocaman bir U dönüşü. Bütün vatandaşlara sesleniyorum: Demokrasiye sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Bu ülkede huzur içinde birlikte yaşamak ve bu iradeyi göstermek hepimizin ortak görevidir. Saat 04.30. Hep birlikte sokak sokak gezeceğiz. Gerçekleri milletimize anlatacağız. Siz taraflı bir cumhurbaşkanı mı yoksa tarafsız bir cumhurbaşkanı mı istiyorsunuz? Siz camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girsin mi girmesin mi istiyorsunuz? Biz camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmesin istiyoruz. Referandumda hayır diyeceğiz. Vatan ve milletimiz için. TBMM'de yapılan bu hatayı milletimiz kesinlikle düzeltecektir. Hep birlikte tarafsız bir cumhurbaşkanı oluncaya kadar, milletin iradesi parlamentoya yansıyıncaya kadar, yasakların olmadığı bir Türkiye ayağa kaldırıncaya kadar mücadele edeceğiz. Mücadelemiz hayırlı olsun."

Tam bir skandal!

Suriye'nin IŞİD'in Türklerden oluşturduğu 'Yaşar Grubu'nun içerisindeki infaz timinde yer alan Hasan Aydın'ın, 2012'de Adana'daki El Kaide operasyonunda, 2015'te ise Hatay'dan Suriye'ye geçmek isterken yakalanıp serbest bırakıldığı ortaya çıktı.
.
İki askerin yakıldığı videodaki 

IŞİD'çiyi polis iki kez gözaltına alıp serbest bırakmış

Suriye’de biri asker 2 Türk vatandaşının kaçırılması dahil, IŞİD propaganda görüntülerinde, Türkçe konuşarak Türkiye’yi tehdit eden Hasan Aydın’ın ailesi 40 yıl önce Diyarbakır’ın Çermik İlçesi’nden göç edip, Adana’nın merkez Yüreğir İlçesi’ne yerleşti. 


Ailenin en küçük çocuğu Hasan Aydın, Adana polisinin 2012 yılında düzenlediği operasyonda El Kaide üyeliğinden gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Bu olaydan 3 yıl sonra 2015’de Hatay’dan Suriye’ye geçmek isterken yine gözaltına alındı. Hasan Aydın’ın kullandığı minibüste askeri malzemeler ve Drone ele geçirildi. Aydın, çıkartıldığı mahkemece ‘adli kontrol şartı’ ile serbest kaldı.

Evli 2 çocuk babası Hasan Aydın, 8 Mayıs 2015’te ailesi ile birlikte ortadan kayboldu. Kardeşlerinin kayıp başvurusu yaptığı Hasan Aydın, 4 ay sonra yakınlarını telefonla arayıp, “Suriye’ye geldik. Membiç’teyiz, biz iyiyiz merak etmeyin” diyerek IŞİD saflarına katıldığını söyledi.

‘FOTOĞRAFTAKİ KİŞİ HASAN DEĞİL’


Aydın’ın 2 ağabeyi Remzi ile Recep Aydın ise 31 Aralık’ta Adana’daki operasyonda gözaltına alınıp tutuklandı. Aynı operasyonda gözaltına alınan diğer ağabeyi Davut Aydın ise sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Doğankent Mahallesi’ndeki evine dönen Davut Aydın, gazetelerde yayınlanan fotoğraflardaki kişinin kardeşi Hasan Aydın olmadığını ileri sürdü. Davut Aydın, “Ben videoyu izlemedim, ama izleyen yeğenlerim, bana fotoğrafını gönderdiler. O vahşet görüntülerindeki teröristlerden ön planda olanın kardeşim olduğunu ileri sürdüler ama fotoğraf karesinde ön plandaki değil, arka planda kalan biri var o kardeşimize benziyor. Yani gazetelerde yayınlanan fotoğraftaki terörist Hasan Aydın değil” dedi.

KEŞKE CEZAEVİNDE OLSAYDI

Kardeşinin Hatay’a askeri malzeme götürürken yakalanıp serbest bırakılmasına tepki gösteren ağabey Davut Aydın, “Keşke o zaman serbest bırakmak yerine tutuklasaydılar. Öyle olsaydı, şimdi Hasan Aydın cezaevinde, yeğenlerim de yanımızda olurdu. En azından böyle vahşi bir örgüte hizmet etmezdi. Şimdi yeğenlerim, hayatta mı, değil mi bilmiyorum. Biz her gün bu acı ile kahroluyoruz” diye konuştu.

“Devlet Bahçeli bir söz vermiş...”

HDP gösterip MHP ile vurmak!

Arslan Bulut
Kemal Kılıçdaroğlu, Foks TV’de, Devlet Bahçeli ile görüşmesi hakkında bilgi verirken “Sayın Bahçeli bir söz vermiş ve bu sözünün arkasında duruyor. Ben bu anayasa değişikliğinin Türkiye’ye bir felâket getireceğini kendi açımdan, bütün ayrıntılarıyla ortaya koydum.” dedi.

Binali Yıldırım ise “Doğrusu, bu taktik hamlenin MHP seçmeni üzerinde etkisi olmaz” yorumunu yaptı! Daha sonra da “Başkanlık kabinesinde MHP’li bakanlar olabilir” açıklamasının ardından “Siyasi rüşvet gibi kavramları kullananlar öyle Sayın Devlet Bey’i tanıyamamışlardır” ifadelerini kullandı.

***
Görüldüğü gibi her şey Bahçeli‘de düğümleniyor. Çözüm sürecinde PKK ile birlikte değiştirilemeyen Türkiye’nin rejimi, şimdi Bahçeli üzerinden değiştirilmek isteniyor.

Burada “Bahçeli bir söz vermiş” tespiti üzerinde durmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk Milleti’nin geleceği, Bahçeli‘nin verdiği bir sözle değiştirilmek isteniyor. Bahçeli‘nin bu sözü kime verdiği belli değil. “Tayyip Erdoğan’a” denilebilir ama bunu bilmiyoruz!

Bahçeli‘nin Türk Milleti’nin istikbalini, kendi koltuğunu korumak uğruna bir kişinin iki dudağı arasından çıkan kararlara emanet etmesi, akla mantığa uygun değil. Emin Haluk Ayhan, sebebi “devleti sıkıntıya sokmamak” diye açıklıyor. Anlaşılıyor ki bu konuda devlet içinde bir merkezde karar verilmiş. Bahçeli, onlara söz vermiş olabilir…

Bu karar, millî bir karar olsaydı, kamuoyuna da duyurulur, herkesten destek istenirdi. Kapalı kapılar arkasında verilen bu gizli kararın, Türkiye’ye ne hayrı olabilir?

Bakınız, Türkiye Sanatçılar Birliği, “Sözde Başkanlık rejiminin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşaması mümkün olmayacaktır, yıkılacağı şimdiden görülmektedir. Çalakalem ve hukuksuz bir şekilde, halktan kaçırılarak yapılan ve Amerikan projesi olan bu anayasa değişikliğini, biz sanatçılar, kabul etmiyoruz” diyor.

***
MHP milletvekillerinin bir kısmı oylamada “hayır” oyu veriyor. MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Ülkü Ocakları eski genel başkanları, partili milletvekillerine, “Vicdanlarının ve hür iradelerinin sesine kulak vermelerini ve doğacak vebale ortak olmamalarını tavsiye ediyoruz. Anayasa değişikliğine tarihi, siyasi ve ahlaki gerekçelerle ‘Hayır’ diyerek, irade birliğimizi ve kararlılığımızı göstermeliyiz” diye çağrı yapıyor.

Eski Ülkü Ocakları Başkanları “Milliyetçiliği ayaklar altına almakla övünenlerin, kendi ideolojileri ve çıkarları doğrultusunda yeni bir rejim inşa etmelerine ‘evet’ demeyeceğiz. Bizim milliyetçilik anlayışımız, ‘millet egemenliği’nin tek adam iktidarına indirgenmesine izin vermez.” diyor.

Binali Yıldırım, Kılıçdaroğlu‘nun girişimlerinin MHP seçmeni üzerinde etkisi olmayacağını söylüyor ama MHP seçmeninin asıl tercihini, bu açıklama yansıtıyor.

***
AKP, referandumda, AKP-MHP bloğunun karşısında CHP-HDP’nin var olacağını zannediyor! HDP gösterip MHP ile vurmak istiyorlar!

MHP’nin gövdesi ister istemez CHP ile aynı tarafta bulunacak, başı ise AKP ile birlikte meydanlara çıkacak!

HDP bu tartışmalara neden hiç girmiyor! Çünkü HDP, AKP’nin yanında görünürse, proje daha başlamadan biterdi. Bu sebeple sanki HDP, CHP’nin yanındaymış gibi bir algı oluşturulmak isteniyor. Bu, MHP seçmenine kurulan bir tuzaktır. Gerçekte HDP ve PKK, sistemin değişmesinden çıkacak kaosu bekliyor!

Meral Akşener, Ümit Özdağ, Koray Aydın ve Sinan Oğan, yurt çapında CHP ve millî kuruluşlar tarafından başlatılacak “hayır kampanyası”na karşı çıkacak değil ya! Onlar da “hayır” için çalışacak!

AKP, MHP genel başkanı ve “evet”çi milletvekilleri bir tarafta, CHP ve MHP’nin gövdesi ile bütün milliyetçiler karşı tarafta olacak! MHP’li seçmenin oyları, çek-senet değil ki Bahçeli tarafından AKP’ye ciro edilsin!

Ata’sına sahip çıkan duyarlı vatandaşlar ayağa kalktı!

Atatürkün ve ‘Atatürkçülük’ kavramının Milli Mücadeleden ve Sosyal Bilgiler dersinin müfredatından çıkarılmasına tepki yağıyor. Atasına sahip çıkan duyarlı vatandaşlar, sosyal medyada imza kampanyasına başlattı.

Türkiye, Atatürk için ayağa kalktı!


Mustafa Kemal Atatürk
ün adının ve ‘Atatürkçülük’ kavramının Milli Mücadeleden ve Sosyal Bilgiler dersinin müfredatından çıkarılması sosyal medyada geniş yankı buldu. Milli Eğitim Bakanlığının aldığı karara tepki gösteren on binlerce vatandaş, sosyal medyada başlatılan imza kampanyasına katıldı. 

Şu an 98 bin kişinin imza attığı kampanyada 150 bin kişinin imza atması hedeflenirken, konuyla ilgili bir de bildiri yayınlandı.
İşte o bildiri:

MEB, eğitimde sadeleşme amacıyla 2 yıldır üzerinde çalıştığı ilkokul, ortaokul ve lise taslak müfredatını açıkladı. Taslak müfredat eğitim kamuoyunun görüşünün alınmasının ardından tamamlanacak ve 2017-2018 öğretim yılında uygulanmaya başlanacak.Hazırlanan taslak metinler, geçmiş yıllarda hazırlanan müfredatlara göre ciddi ölçüde kısaltıldı. Bu kapsamda 1. sınıflara yönelik Hayat Bilgisi dersinin eski eğitim programında, “Atatürk’ün vatan ve millet sevgisi, yurdun Atatürk’ün önderliğinde düşmanlardan kurtarıldığı, Atatürk resmi, Türk bayrağı, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe’nin sınıfta bulunma nedenleri ile çocukların Atatürk’ün hayatını öğrenmeye istekli olmalarının sağlanarak, Türk milletinin Atatürk’ün önderliğinde kavuştuğu hak ve hürriyetleri fark edebilmesinin çocuklara aşılanması” hedeflenirken, yeni müfredatta bu konular yer almadı.


MEB’in yeni müfredatında “Atatürk’ün ‘sadece’ doğum yeri, anne ve babasının adı, ölüm yeri ve Anıtkabir üzerinde durulur” denildi. Bu kapsamda çocukların sınıfları yükseltildikçe aktarılan Atatürkçülük ve Atatürk’e ilişkin bilgiler ‘sadeleştirilerek’ diğer her sınıfa yönelik Atatürk konusunda yüzeysel eğitim programları hazırlandı.

Bu, "tavsiye edilen müfredat". Buna halen katkıda bulunabilir, nelerin eklenmesi, ne değişiklikler yapılması gerektiğini bildirebilirsiniz. Yeterince kamuoyu baskısı yaratılabilirse, MEB de yaptığı hatadan dönebilir!

Bunun için yapmanız gereken de çok basit, birkaç adımda anlatalım:

1) Bu bağlantıya gidin: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=30

2) Katkıda Bulun tuşuna basın.

3) "Yapısı" kısmı için 1. sıradaki "Kazanımlarla İlgili Görüş Bildirmek İstiyorum"u seçin.

4) Türü kısmı için 3. sıradaki "Ekleme" seçeneğini seçin.

5) "Gerekçe" kısmına Atatürk ilke ve devrimlerinin müfredata geri eklenmesi için istediğiniz açıklamayı girin. Eğer ne gireceğinizden emin değilseniz, bizim şu genel açıklamamızı girebilirsiniz (kopyala-yapıştır yapabilirsiniz):

''Sayın Milli Eğitim Bakanlığı Yetkilileri, ''Atatürk İlke ve İnkılapları'' kazanımının eskiden olduğu gibi müfredata alınmasını talep ediyorum.Türk gençliği tarihini, Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl kurulduğunu tarih kitaplarından öğrenecektir. Cumhuriyet hepimizin kazanımı. Her ne kadar hükümet yetkililerinin görüşleri halkımızın neredeyse yarısıyla zıt olsa da ortak noktalarımızı belirleyip onlarda buluşmalıyız. Osmanlı Devleti de bizim tarihimiz, Selçuklu Devleti de. Fakat hepsinden önemlisi şuanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizi belki de en çok ilgilendiren şey Kuvay-ı Milliye ruhunun hangi şartlarda oluştuğu ve başarıya ulaştığıdır. 

15 Temmuz gecesi darbecilerin ilk hedef aldığı yer Atatürk'ün kurduğu Gazi Meclistir. Darbecilerin ilk hedefi Atatürk olmuştur, cumhuriyetin sembolü meclis olmuştur.  

Atatürk’ü ve devrimlerini kitaplardan silmek, darbecilerle aynı amaca hizmet etmek anlamına gelir.Öte yandan Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Devrimcilik, Laiklik bizi biz yapan 6 kuraldır. 

Bu ilkelerden birinin eksikliği cumhuriyetin yıkılması anlamına gelir. Ki bunu geçmişte yaşadığımız pratiklerde gördük; bu altı ilke için, uğruna çok şey feda ettik.Sonuç olarak, ‘’Atatürk İlke ve İnkılapları’’ kazanımının yeni müfredat içerisine eklenmesini önemle talep ediyor, bilgilerinize arz ediyorum.

Saygılarımla.''

Devlet Bahçeli'yi anlatan kitaba toplatma kararı

Sabahattin Önkibar'ın bugün piyasaya çıkan "Devlet Bahçeli ve Ülkücüler" kitabı hakkında toplatma kararı verildi.

Devlet Bahçeli'yi anlatan kitaba toplatma kararı


Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin başvurusuyla Sabahattin Önkibar'ın bugün piyasaya çıkan "Devlet Bahçeli ve Ülkücüler" kitabı hakkında toplatma kararı verdi.


Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar'ın "Devlet Bahçeli ve Derin Ülkücüler" kitabı bugün Kırmızı Kedi Yayınları'ndan piyasaya çıktı. Ancak dün, henüz kitap piyasaya çıkmadan, Devlet Bahçeli Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak kitabın tedbiren dağıtımının durdurulmasını, dağıtılanların ise toplatılmasını istemişti. Mahkeme bugün başvuru hakkında karar verdi. 


Kitabın dağıtımının durdurulması, dağıtılanların ise toplatılması kararına varılırken, kararın itiraza açık olduğu söylendi.

BAŞVURU KİTAP ÇIKMADAN YAPILDI

Kırmızı Kedi Yayınevi’nin avukatı Celal Ülgen Odatv’ye yaptığı açıklamada, 

"Toplatma kararında ve başvuru dilekçesinde somut ve Devlet Bahçeli'nin kişilik haklarına ağır biçimde saldırı veya Bahçeli'yi mağdur edecek somut herhangi bir şey, konu belirtilmemiş. Tam tersine gelecekteki bir tehlikeden söz edilmiş. Yani ‘Bu kitap Devlet Bahçeli'nin kişilik haklarına ağır saldırı teşkil eden gerçek dışı olayların varmış gibi açıklandığını düşünüyoruz’ demişler. Kitabı daha okumamışlar, daha kitabı görmemişler. Başvuru daha kitap çıkmadan önce yapılmış” dedi.

“İTİRAZI HAZIRLIYORUM”

Ülgen sözlerini şöyle sürdürdü:



“Zekeriya Öz'ün Ahmet Şık'ın kitabını toplatma eyleminden sonra, bir asliye hukuk mahkemesi tarafından alınmış en garip karar. Çok tuhaf bir karar. Ben şimdi bunun itirazını hazırlıyorum. Çünkü bu gerekçede belirttikleri hiçbir tehlike bu kitapta bulunmamaktadır. Önce kitabı okumaları gerekir. Kitabı okumadan, kitabın bütünü hakkında toplatma kararı vermeleri, hukukun Türkiye'de hangi seviyelere düştüğünün göstergesidir."


İşte o karar:


 
















































Odatv
 
Sayfa Başına Dön